Süt Sektöründe Kritik Belirsizlik: Üretici Güveni ve Gıda Güvenliği İçin Acil Adım Çağrısı
Türkiye Süt Üreticileri Birlik Geliştirme Derneği (TÜSEDAD), süt sektörünün geleceğine dair derin endişelerini dile getirerek hükümet ve Ulusal Süt Konseyi’ne (USK) yönelik sert bir çağrıda bulundu. Dernek, 2026 yılına yönelik destek politikalarının ve çiğ süt taban fiyatlarının derhal açıklanmasını talep etti. Sektördeki mevcut belirsizliğin, üreticinin gelecek planlaması yapmasını engellediği ve sürdürülebilir üretimi ciddi şekilde tehdit ettiği belirtildi. Bu durum, yalnızca üreticinin değil, tüm gıda tedarik zincirinin ve tüketici sofralarının istikrarını da tehlikeye atıyor.
Sektörde yaşanan bu belirsizlik ortamı, ne yazık ki üreticileri ağır kararlar almaya itiyor. Yem maliyetleri ve diğer girdi fiyatlarındaki dalgalanmalar karşısında net bir gelir beklentisine sahip olamayan besiciler, karlılıklarını korumak adına damızlık hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalıyor. Bu durum, kısa vadede arz fazlası gibi görünse de, orta ve uzun vadede ülke hayvancılığının temelini oluşturan anaç hayvan sayısında ciddi düşüşlere yol açacak, süt üretim kapasitemizi kalıcı olarak azaltacaktır. Kırsal kalkınmanın ve üretici refahının teminatı olan hayvancılığımızın sürdürülebilirliği açısından, şeffaf ve öngörülebilir fiyat politikaları hayati önem taşımaktadır.
Üretimdeki bu düşüş eğilimi, doğrudan tüketici fiyatlarına yansıyarak gıda enflasyonunu daha da körükleyecektir. Sofralarımıza ulaşan temel besin maddelerinden olan sütün ve süt ürünlerinin erişilebilirliği, stratejik bir gıda güvenliği meselesi haline gelmektedir. Yatırımcılar için de riskli bir tablo çizen bu ortam, sektöre yeni kaynak akışını yavaşlatmakta ve modernizasyon çabalarını sekteye uğratmaktadır. TÜSEDAD’ın çağrısı, sadece bir fiyat beklentisi değil, aynı zamanda ülkenin tarımsal geleceği ve gıda egemenliği için acil bir eylem planının devreye sokulması gerektiğinin altını çizmektedir.
**Editör Notu:** Süt sektöründeki politik belirsizlikler, sadece bugünün fiyatlarını değil, yarının gıda güvenliğini ve tarımsal ihracat potansiyelimizi de doğrudan etkileyen stratejik bir meseledir. Sürdürülebilir bir gelecek için, uzun vadeli ve kapsayıcı bir sektör politikasına acilen ihtiyaç duyulmaktadır.

