Gazze Şeridi, İsrail’in devam eden saldırıları altında hem can kayıplarıyla yüzleşmeye hem de ağırlaşan bir insani krizle mücadele etmeye devam ediyor. Bölgedeki sağlık yetkilileri, son 24 saat içinde yeni can kayıplarının yaşandığını ve yaralıların hastanelere ulaştırıldığını bildirirken, temel sağlık hizmetleri, yakıt tedarikindeki kesintiler nedeniyle durma noktasına gelmiş durumda. Bu durum, bölge genelinde binlerce kişinin tıbbi bakımdan mahrum kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda toplam can kaybı 73 bin 910’a, yaralı sayısı ise 174 bin 935’e yükseldi. Açıklamada ayrıca, ateşkesin yürürlüğe girdiği belirtilen 10 Ekim 2025 tarihinden itibaren yaşanan saldırılarda 1393 kişinin yaşamını yitirdiği, 4 bin 822 kişinin yaralandığı kaydedildi. Bakanlık, son 24 saatlik verilere göre ise 3 kişinin cenazesinin hastanelere getirildiğini ve 21 kişinin yaralandığını duyurdu. Gazze Şeridi’nde, binlerce cenazenin hâlâ enkaz altında bulunduğu bilgisi de paylaşıldı.
Sağlık kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Han Yunus kentindeki Ebu Hamid Kavşağı bölgesinde İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucunda iki çocuk yaralandı ve Nasır Tıp Merkezi’ne sevk edildi. Benzer şekilde, Han Yunus’un batısında yer alan Mevasi bölgesindeki “Bi’r 10” mevkisinde 20 yaşındaki bir Filistinli de İsrail askerlerinin ateşiyle yaralandı.
Görgü tanıkları, İsrail ordusuna ait askeri araçların Han Yunus’un güneybatısına yoğun ateş açtığını aktardı. Bu atışlar sonucunda mermilerin “Bi’r 19”, Meslah ve Makabir bölgelerindeki evler ile yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı çadırlara isabet ettiği belirtildi. Ayrıca, İsrail topçusunun Han Yunus’un doğu ve güneyindeki çeşitli bölgeleri hedef aldığı, İsrail helikopterlerinin ise Refah’ın Mevasi bölgesinin güneyindeki Alem Kavşağı çevresine ateş açtığı kaydedildi.
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Kuveyt Sahra Hastanesi, kritik bir açıklama yaparak acil servis dışındaki tüm faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığını bildirdi. Hastane yönetiminden yapılan yazılı açıklamada, bu kararın hastanenin işleyişi için elzem olan yakıt tedarikinin kesilmesi nedeniyle alındığı ifade edildi. Yakıt krizinin, ameliyathaneler, doğumhaneler, genel cerrahi poliklinikleri, radyoloji, laboratuvar, diş klinikleri ve damar hastalıkları bölümleri gibi hayati önem taşıyan bölümlerdeki çalışmaların aksamasına yol açtığı vurgulandı. Açıklamada, krizin devam etmesi halinde her gün binlerce kişinin tedavi hizmetlerinden mahrum kalacağı uyarısında bulunulurken, uluslararası topluma ve uluslararası sağlık kuruluşlarına acil çağrı yapılarak sorumluluklarını yerine getirmeleri ve Gazze’deki sağlık sisteminin daha fazla zarar görmesini engellemek için derhal harekete geçmeleri talep edildi.
Bu durum, Gazze Şeridi’ndeki hastanelerin genel yakıt krizinin bir yansıması olarak ortaya çıkıyor. Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığının Genel Müdürü Munir el-Burş, daha önce 14 Eylül’de yaptığı bir açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) fon yetersizliği nedeniyle 19 Eylül’den itibaren Gazze’deki 20’den fazla hastane ve sağlık merkezine dizel yakıt tedarikini durduracağını belirtmiş ve acil yardım çağrısında bulunmuştu. Kuveyt Sahra Hastanesi de 17 Eylül’de benzer bir uyarıda bulunarak, yakıt tedarikinin durması halinde pazar gününden itibaren çoğu sağlık hizmetinin askıya alınacağını ve bunun binlerce Filistinliyi etkileyeceğini dile getirmişti.
Hastanelerdeki jeneratörler, Gazze’nin elektrik şebekesinin Ekim 2023’ten bu yana süregelen İsrail saldırıları nedeniyle tamamen devre dışı kalmasının ardından yaklaşık üç yıldır elektrik ihtiyacının temel kaynağını oluşturuyor. Gazze’deki hükümet kaynaklarına göre, bu jeneratörlerde zaman zaman teknik ve mekanik arızalar meydana geliyor. Ancak İsrail’in gerekli yedek parçaların Gazze’ye girişini engellemesi nedeniyle, bakım ve onarım çalışmaları genellikle kullanılmış veya muadil parçalarla geçici çözümlerle yapılmak zorunda kalıyor. Jeneratörlerin sürekli çalışması için hayati önem taşıyan yakıtın temin edilememesi ise, hastanelerde elektrik üretimini sürdürülebilir kılmayı giderek güçleştiriyor ve sağlık hizmetlerinin devamlılığını tehdit ediyor.
