Pancar üreticileri ve şeker sanayisi, 2026-2027 üretim dönemi şeker pancarı alım fiyatının açıklanmasını büyük bir merakla bekliyor. Henüz resmi bir açıklama yapılmazken, sektör temsilcileri arasında yürütülen araştırmalar, 16 polar şeker pancarı için ton başına 3.600 ile 3.700 TL arasında bir beklentinin hakim olduğunu ortaya koyuyor. Tarımdan Haber’in Türkşeker, Pankobirlik, PANŞEK, Konya Şeker ve Kayseri Şeker gibi önemli kurumların katılımıyla yaptığı saha çalışması da bu ortak fiyat beklentisini destekliyor.
Bu fiyat beklentisinin temelinde, pancar üretim maliyetleri önemli bir yer tutuyor. Geçtiğimiz yıl dekara ortalama 6,7 ton verim elde edildiği göz önüne alındığında, özellikle Orta Anadolu bölgesindeki çiftçiler için ton başına üretim maliyeti yaklaşık olarak 2.900 ila 3.000 TL seviyesinde hesaplanıyor. Sektördeki genel kanı, bu maliyetler dikkate alındığında 2026-2027 üretim yılı pancar alım fiyatının öngörülen 3.600-3.700 TL bandında belirlenebileceği yönünde.
Ancak bu ortalama maliyet ve verim üzerinden yapılan hesaplamalar, Türkiye’nin tüm üretim bölgelerinde aynı sonucu vermiyor. Ton başına maliyetin 3.000 TL olduğu varsayımıyla, 3.700 TL’lik bir alım fiyatı üreticiye ton başına yaklaşık 700 TL’lik bir kâr marjı bırakıyor. Fakat bu tabloda belirleyici unsur verim oluyor. Dekar maliyetinin yaklaşık 18.000-19.000 TL olduğu bir işletmede, 6 ton/dekar verim alındığında ton başına maliyet 3.000-3.167 TL civarına düşüyor. Pancar fiyatının 3.700 TL olması durumunda, 6 tonluk bir ürünün brüt geliri 22.200 TL olurken, maliyetler düşüldüğünde dekarda 3.200 ila 4.200 TL arasında bir gelir kalıyor.
Verimdeki düşüşler ise çiftçinin gelir tablosunu hızla olumsuz etkiliyor. Örneğin, dekar maliyeti 19.000 TL olan bir üreticinin, 3.700 TL’lik alım fiyatında sadece maliyetini karşılayabilmesi için dekardan ortalama 5,14 ton pancar elde etmesi gerekiyor. Bu durum, 3.600-3.700 TL bandındaki bir fiyatın, yüksek veya ortalama verimli bölgelerde üretimin sürdürülebilirliğini desteklerken, verimin düşük olduğu bölgelerdeki üreticiler için maliyetleri dahi karşılayamayabileceği anlamına geliyor.
Üreticiler açısından dikkat çeken bir diğer nokta ise geçen yılki alım fiyatıyla yapılacak karşılaştırma. 2025-2026 üretim döneminde TÜRKŞEKER, 16 polar pancar alım fiyatını kota tamamlama primiyle birlikte 3.100 TL olarak duyurmuştu. Yeni fiyatın 3.600 TL olması yüzde 16,1, 3.700 TL olması ise yüzde 19,4’lük bir artışa tekabül ediyor. Ancak bu artış oranları, tarımsal girdi maliyetlerindeki yükselişin belirgin şekilde altında kalıyor.
TÜİK’in Haziran 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi verileri, tarımsal girdilerin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,06, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 34,02 arttığını gösteriyor. Özellikle gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda yıllık artışın yüzde 50,99’a ulaşması, üreticinin üzerindeki maliyet baskısının boyutunu ortaya koyuyor. Bu nedenle, 3.600-3.700 TL seviyesinde açıklanacak bir fiyatın, çiftçinin geçen yıldan bu yana karşılaştığı girdi maliyetlerindeki artışı tam olarak telafi etmeyeceği belirtiliyor.
Pancar fiyatı tartışmasının diğer tarafında ise şeker fabrikaları yer alıyor. Sektördeki hesaplamalar, 3.600-3.700 TL’lik pancar fiyatının bir kilogram kristal şekerin fabrika maliyetine farklı şekillerde yansıyacağını gösteriyor. Bazı tahminler 1 kg şeker maliyetini 55 liraya kadar çıkarırken, bazıları ise 40-45 lira bandında konumlandırıyor. Ancak en iyimser tahminle bile, 3.600-3.700 TL’lik pancar alım fiyatında 1 kg şekerin fabrika maliyeti 45 lira seviyesinde olacak. Bu maliyet kooperatif ve özel şeker fabrikaları için geçerli olup, Türkşeker’de daha yüksek seyretmesi bekleniyor.
Gelgelelim, 1 kg şekerin fabrikalara maliyeti 45 liraya ulaşırken, mevcut fabrika satış fiyatı şu an 39 lira seviyesinde bulunuyor. Türkşeker’in Ağustos ayında başlattığı 6 ay vadeli satış kampanyasında peşin fiyat 38,6 lira iken, Kayseri Şeker de kısa süre önce 120 bin ton şekeri 39,25 liradan dört taksitle satmıştı. Dolayısıyla, şeker satış fiyatlarında bir güncelleme yapılmadığı takdirde, pancar fiyatındaki her ilave artış çiftçinin gelirini artırırken, fabrikaların zararını da büyütecek.
Bu nedenle, pancar fiyatının açıklanması bu yıl sadece çiftçinin değil, şeker sanayisinin de kaderini belirleyecek kritik bir karar haline geldi. Üretici, artan gübre, mazot, sulama, işçilik gibi girdi maliyetleri karşısında pancar fiyatının yükselmesini beklerken; kooperatif ve özel fabrikalar ise şeker satış fiyatlarında bir düzenleme yapılmadan, özellikle 3.700 TL’nin üzerine çıkacak bir pancar fiyatının mali dengeleri daha da bozabileceği endişesini taşıyor.
Fiyat tartışmasında gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husus da bölgesel verim farklılıklarıdır. Türkiye ortalaması veya Orta Anadolu’daki yüksek verim üzerinden yapılan bir maliyet hesabı, tüm pancar üretim bölgelerinde aynı sonucu vermiyor. Orta Anadolu’da dekar başına 6 ton ve üzerinde verim elde eden bir çiftçi için 3.600-3.700 TL’lik bir fiyat maliyet üzerinde bir kazanç sağlayabilirken, özellikle Doğu Anadolu gibi verimin daha düşük olduğu bölgelerde aynı fiyat, üreticinin üretim maliyetini karşılamakta zorlanmasına yol açabilir.
2026-2027 pancar fiyatının belirlenmesinde Tarım ve Orman Bakanlığı ile sektörün önünde hassas bir denge bulunuyor. Bir tarafta girdi fiyatları yıllık yüzde 30’un üzerinde artarken, pancar fiyatında geçen yıla göre yüzde 20’nin altında kalabilecek bir artışla karşı karşıya olan çiftçi varken; diğer tarafta ise şeker satış fiyatının üretim maliyetinin altında kaldığını dile getiren fabrikalar var. Üstelik, Türkiye ortalaması üzerinden yapılacak bir fiyatlandırma, yüksek verimli bölgelerde üreticiyi üretimde tutarken, düşük verimli bölgelerde pancar üretiminin sürdürülebilirliğini riske atabilir. Bu karar, yalnızca 2026 yılı çiftçi gelirini değil, 2027 yılında çiftçinin yeniden pancar ekip ekmeyeceğini ve fabrikaların hammaddeye erişimini de doğrudan etkileyecek.
Gözler şimdi açıklanacak pancar fiyatına çevrildi. Tarım ve Orman Bakanlığı, 3.600-3.700 TL bandında bir fiyat mı açıklayacak, yoksa şeker fiyatlarında da eş zamanlı bir güncellemeye gidilerek hem çiftçinin artan üretim maliyetlerini hem de fabrikaların maliyet baskısını gözeten yeni bir denge mi kurulacak, tüm sektör bu sorunun cevabını bekliyor.
