Almanya’nın başkenti Berlin ile Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde yaklaşan seçimler, ülke siyasetinin geleceği açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Eyalet düzeyindeki bu oylamalar, federal hükümetin çoğunluğunu doğrudan etkilemeyecek olsa da, Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) ve genel başkanı Şansölye Merz için önemli bir siyasi gösterge niteliği taşıyor.
Berlin’de, Şansölye Merz’in partisi CDU ile muhalefetteki Sol Parti (Die Linke) arasında birincilik için kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Alman kamu yayın kuruluşu ZDF tarafından yapılan son anket sonuçlarına göre, Sol Parti yüzde 22 oy oranıyla ilk sırada yer alırken, CDU yüzde 20 ile ikinci sırada bulunuyor. Diğer partilerin başkentteki destek oranları ise Almanya için Alternatif Partisi (AfD) için yüzde 18, Yeşiller için yüzde 15 ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) için yüzde 12 olarak belirlendi.
Başkent Berlin’de 2023 yılından bu yana CDU ve SPD koalisyonu görevde. Ancak son anket verileri, mevcut koalisyonun yeniden çoğunluğu sağlamasının mümkün görünmediğini ortaya koyuyor; zira iki partinin toplam oy oranı yüzde 32 seviyesinde kalıyor. Bu durum, seçim sonrası koalisyon görüşmelerinin belirleyici olacağını ve parlamenter çoğunluk için iki partili yerine üç partili bir hükümetin kurulması ihtimalini güçlendiriyor. Eğer Sol Parti birinci gelirse, Sol Parti-SPD-Yeşiller koalisyonu bir seçenek olarak öne çıkarken, CDU’nun birinci parti olması halinde ise CDU-SPD-Yeşiller koalisyonu mevcut tabloya göre alternatifler arasında yer alıyor.
Berlin’deki başbakan adaylarının kampanya odakları da farklılık gösteriyor. Sol Parti’nin 45 yaşındaki başbakan adayı Elif Eralp, kampanyasını özellikle konut kiraları, ulaşım ve sosyal politikalar üzerine kurmuş durumda. Eralp, belediyeye ait konutlarda yıllık kira artışlarının yüzde 1 ile sınırlandırılacağını ve her yıl 7 bin 500 yeni belediye konutu inşa edileceğini taahhüt ediyor. CDU’nun başbakan adayı Stefan Evers ise güvenlik, kamu düzeni ve devletin işleyişinin güçlendirilmesi konularına yoğunlaşmış durumda.
Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde ise seçim yarışı, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Almanya için Alternatif Partisi (AfD) arasında başa baş bir mücadeleye dönüşmüş durumda. ZDF’nin son anketine göre, SPD yüzde 37 oy oranıyla AfD’nin bir puan önünde yer alıyor. Bu eyalette CDU için dikkat çekici bir diğer nokta ise, partinin yüzde 5 seçim barajına oldukça yakın, yüzde 6 seviyesinde oy oranına sahip olması. Yeşiller Partisi de yüzde 5 bandında bulunuyor. Bu nedenle, diğer partilerin barajı aşıp aşamayacağı, seçim sonrası sandalye dağılımını ve koalisyon denklemlerini doğrudan etkileyecek kritik bir faktör olarak görülüyor.
Mevcut SPD-Sol Parti hükümetinin Mecklenburg-Vorpommern’de yeniden iktidara gelmesi de anketlerdeki mevcut tabloyla olası görünmüyor. Bu koalisyonun devamı için Yeşillerin de parlamentoya girmesi ve üçlü bir koalisyon kurulması gerekebileceği belirtiliyor. AfD ile diğer partiler arasında bir koalisyon kurulması ise, partilerin mevcut tutumları nedeniyle bir seçenek olarak görülmüyor. AfD eyalette birinci parti çıksa dahi, tek başına çoğunluğu sağlayamadığı sürece hükümet kurması pek olası değil, zira diğer partiler AfD ile koalisyon kurmama duruşlarını sürdürüyor. Bu durumda, SPD’nin diğer partilerle bir araya gelerek hükümeti oluşturması veya parlamento aritmetiğine bağlı farklı modellerin gündeme gelmesi bekleniyor.
Bu eyalet seçimleri, federal düzeydeki hükümet çoğunluğunu değiştirmese de, CDU ve Başbakan Merz açısından önemli bir siyasi gösterge olarak değerlendiriliyor. Mecklenburg-Vorpommern’de CDU’nun yüzde 6 civarında kalması halinde, parti tarihindeki en düşük sonuçlardan biriyle karşılaşabilir. Benzer şekilde, Berlin’de birinciliği Sol Parti’ye kaptırması ve hükümetten ayrılması durumunda, CDU’nun hem ülkenin doğusundaki hem de başkentteki siyasi konumuna ilişkin tartışmaların yoğunlaşması bekleniyor.
Alman medyasında, seçimler öncesinde Merz’in CDU içerisindeki liderlik pozisyonuna yönelik tartışmalar da yer buluyor. Analizler, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinin CDU için federal düzeyde önemli bir siyasi test olduğunu ve kötü sonuçların parti içindeki tartışmaları artırabileceğini ortaya koyuyor. Mecklenburg-Vorpommern’de CDU’nun baraj altında kalması veya düşük bir oy oranında kalması, Saksonya-Anhalt’taki yenilginin ardından Merz’in federal liderliğiyle ilgili parti içi tartışmaları daha da görünür hale getirebilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor. Bununla birlikte, eyalet seçimlerindeki sonuçların tek başına federal hükümetin veya başbakanın görev süresini sonlandırmadığı, Merz’in geleceğine ilişkin tartışmaların parti içi siyasi süreçlere bağlı olduğu da vurgulanıyor. Olası kötü sonuçların Başbakan Merz’in istifasına yol açma ihtimali de göz ardı edilmiyor.
Sonuç olarak, Berlin’de CDU ile Sol Parti arasındaki liderlik ve koalisyon mücadeleleri, Mecklenburg-Vorpommern’de ise SPD ile AfD arasındaki yakın yarış belirleyici olacak. Her iki eyalette de küçük partilerin yüzde 5 barajını aşıp aşamayacağı, seçim sonrasındaki hükümet formüllerinin belirlenmesinde kritik bir rol oynayacak.
