Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Gübre Fabrikaları T.A.Ş. (Gübretaş), İskenderun Sarıseki’de yer alan limanının işletme hakkını Albayrak Grubu bünyesindeki Alport Liman İşletmeciliği A.Ş.’ye devreden önemli bir sözleşmeye imza attı. Şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) 17 Eylül tarihinde yaptığı duyuruya göre, limanın mülkiyeti Gübretaş’ta kalmaya devam edecekken, işletme hakları 35 yıl süreyle Alport’a “münhasıran” tanınacak. Sözleşmenin 17 Eylül 2026 tarihinde imzalandığı belirtildi. KAP bildiriminde, bu açıklamanın daha önceki bir durumun güncellemesi olmadığı ve bilginin ertelenmediği de ifade edildi.
**Yeni Sözleşmenin Kapsamı ve Yatırım Detayları**
Bu yeni sözleşmeyle birlikte Alport Liman İşletmeciliği A.Ş., İskenderun Gübretaş Limanı’nın rehabilitasyonu, geliştirilmesi ve gerekli yatırımlarının finansmanını üstlenecek. Ayrıca, limanın işletilmesi, yönetimi, bakım ve onarım işleri ile tüm liman hizmetlerinin sunulması ve bu hizmetlerden gelir elde etme hak ve yükümlülükleri de 35 yıl boyunca Alport’a ait olacak. Anlaşma çerçevesinde Alport tarafından limana yaklaşık 190 milyon dolarlık önemli bir yatırım yapılacağı bildirildi. Bunun yanı sıra, Sarıseki’deki mevcut tesislerin yerine, Gübretaş’ın kullanımı için 30 bin metrekarelik bir alanda gübre faaliyetleri için gerekli olan altyapı ve üstyapı yatırımlarını da Alport gerçekleştirecek.
Gübretaş ise bu anlaşmadan ciro payı ve yıllık sabit bir işletme ücreti geliri elde edecek. Şirket, 35 yıllık sözleşme süresi boyunca toplamda 350 milyon dolar civarında bir gelir sağlamayı öngörüyor.
**Açıklanmayan Hususlar ve Şeffaflık Tartışmaları**
Ancak KAP açıklaması, kamuoyunda bazı önemli soruların yanıt bulamadığı eleştirilerini de beraberinde getirdi. Özellikle yıllık sabit işletme ücretinin ne kadar olduğu, cirodan alınacak payın oranı ve 350 milyon dolarlık toplam gelir beklentisinin hangi varsayımlar üzerinden hesaplandığına dair detaylı bilgi verilmedi.
Açıklamadaki en dikkat çekici eksiklik ise, Alport’un liman işletme hakkını “münhasıran” devraldığı bu süreçte, şirketin hangi yöntemle seçildiğine dair herhangi bir bilginin bulunmaması oldu. Sözleşme öncesinde bir ihale yapılıp yapılmadığı, başka liman işletmecilerinden teklif alınıp alınmadığı veya rekabetçi bir teklif sürecinin yürütülüp yürütülmediği konusunda KAP bildiriminde herhangi bir açıklama yer almadı. Bu durum, 35 yıl gibi uzun bir süre için yapılan bu devrin şeffaflığı hakkında soru işaretleri doğurdu.
**Limanın Geçmişindeki Kiralama ve Fesih Süreçleri**
İskenderun Sarıseki Tesisleri’nin geçmişi de bu yeni sözleşmeyi daha da önemli kılmakta. Gübretaş, aynı limanı daha önce 30 Nisan 2007 tarihinde Denizciler Birliği Deniz Nakliyat ve Ticaret A.Ş.’ye 25 yıllığına kiralamıştı. O dönemki anlaşma koşullarına göre, Gübretaş’a yıllık 1 milyon dolar sabit kira bedeli ile işletmecinin yıllık satış hasılatından yüzde 5 pay ödenmesi kararlaştırılmıştı.
Daha sonra yapılan ek bir sözleşmeyle limanda konteyner limanı yatırımının büyütülmesi hedeflenmiş, Gübretaş’a yaklaşık 300 milyon dolarlık bir yatırım öngörülürken, bu yatırımın gerçekleşmesi şartına bağlı olarak kiralama süresi de 30 yıla çıkarılmıştı. Ancak bu uzun vadeli sözleşme planlandığı gibi devam etmedi. Gübretaş, Denizciler Birliği ile imzaladığı kira sözleşmesini 2012 yılında tek taraflı olarak feshetti. Denizciler Birliği’nin feshi kabul etmemesi üzerine, Gübretaş Ekim 2012’de tesislerin tahliyesi için dava açtı. Bu davanın sonuçları ise bugüne kadar kamuoyuna açıklanmadı.
**Yeni Anlaşma ve Yanıt Bekleyen Sorular**
Gübretaş’ın KAP açıklamasında öngörülen 35 yıllık süreçte toplam 350 milyon dolarlık gelir, basit bir hesapla yıllık ortalama 10 milyon dolara denk gelse de, bu rakamın yıllara göre dağılımı, sabit işletme ücreti ve ciro payı oranları ile liman trafiği ve ciroya ilişkin varsayımların açıklanmaması, gelir beklentisinin netliğini azaltıyor.
Yeni sözleşmeyle birlikte liman mülkiyetinin Gübretaş’ta kalması ve 190 milyon dolarlık yatırımın Alport tarafından üstlenilmesi elbette anlaşmanın Gübretaş açısından olumlu yönleri olarak öne çıkıyor. Ancak, geçmişte aynı limanda yaşanan fesih ve dava süreci göz önüne alındığında, 35 yıl gibi uzun bir süre için münhasıran verilen işletme hakkının hangi seçim ve değerleme süreçleri sonunda Alport’a verildiği konusundaki bilgi eksikliği, cevaplanması gereken kritik soruları gündeme getiriyor.
Gübretaş’ın, başta kamuoyu, yatırımcıları ve şirketin önemli ortağı konumundaki Tarım Kredi Kooperatifleri ortakları olmak üzere tüm paydaşlarına karşı, bu devir sürecinin hangi yöntemle yürütüldüğünü, Alport’un hangi kriterler doğrultusunda seçildiğini ve 35 yıllık sözleşme kapsamında şirket menfaatlerinin hangi güvencelerle korunduğunu ayrıntılı bir şekilde açıklaması bekleniyor. Bu tür bir şeffaflık, gelecekteki olası tartışmaların önüne geçmek adına büyük önem taşımaktadır.
